Bugün sizlere, yeni keşfettiğim ve tek kelimeyle ilham verici olan bir sanatçıyı paylaşmak istedim. Sanatçını ismi başlıkta da gördüğünüz üzere Budi Satri Kwan. Renkleri nasıl kullanacağını gerçekten iyi biliyor bu sanatçı, bir duyguyu göze güzel gelen renklerle bezenmiş resimleri insanlara sunuyor. Daha fazla eser görmek isterseniz Web sitesine Buradan, ulaşabilirsiniz...
23 Ocak 2018
18 Ocak 2018
The Florida Project
Oyuncular: Willem Dafoe, Brooklynn Prince, Bria Vinaite, Valeria Cotto, Christopher Rivera, Caleb Landry Jones
Süre: 109 dakika
Yapım Yılı: 5 Ekim 2017
Ülke: ABD
IMBD: 7.9/10
Benim Puanım: 8/10
Filmi izlemeye başladığınız andan itibaren film sizi çocukluğunuza gönderecektir ve gerçekten tekrar çocuk gibi düşünebilmenizi sağlayacaktır; çünkü ortada samimiyet ve masumluk var. Özellikle çocukların ne kadar masum olduğuna değinmiş film. Her şeyi eğlenmek için yapıyorlar. Oyun oynuyorlar, maceraya atılıyorlar, insanları sinir ediyorlar. Biz yapmaz mıydık böyle şeyleri. Hepimiz yapardık elbet. Şimdi çocukların sinir etme potansiyeline sahip yetişkinler olduk. Çocukluk her zaman çok güzel bir şey.
Filmin hikayesi tamamen durum hikayesidir ve bir motelde yaşayan çocukların başından geçenleri anlatıyor. "Çocukların" demek yanlış olur sanırım,"Moonee" karakterinin başından geçenleri anlatıyor daha çok.
Amerika'nın efsanevi hayatının iç yüzünü, çocukların gözünden anlatıyor diyebiliriz bu filmde. Olan olayların arkaplanında çocukların neler yaptığına değiniyor. İşte bu kısımda çocukların masumluğunu göreceksiniz. Dünyanın, ailelerinin onları nasıl etkilediğini göreceksiniz. Çocuklar için arkadaşlığın, sosyal yaşantının da ne kadar güzel olacağını göreceksiniz. Ailenin, "bir daha o çocukla konuşmayacaksın" dediğinde çocuğun ve arkadaşlarının bundan nasıl etkilendiğini görebileceğiniz harika bir film bu.

Bazıları filmin başlarında sıkılmışlar filmden. Film durum hikayesi ve durum hikayesi sevmeyen insanlar olabilir elbette. Eğer durum hikayesi sevmiyorsanız lütfen önyargılı yaklaşmayın ve filmi izleyin, başlarında kapatmayın. Duygularınızı harekete geçirecektir bu film.
Oyunculukları inceleyecek olursak:
Willem Dafoe: Her zamanki gibi profesyonelliğini konuşturmuş. Zaten filmi izlememin sebebi oyuncular arasında onun ismini görmemdi. Dedim bu adamın oynadığı film güzel olur bi izleyeyim. Oscar'da ödül alabilir. Bir takım yerlerden bu film için En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülü almış, Oscar'da da bekliyorum ben.
Brooklynn Prince: Bu yaştaki bir insanın nasıl bu kadar kaliteli bir oyunculuk yaptığına şaşıracaksınız çok. Çünkü inanın bana bir çok yetişkin oyuncunun önüne geçmiş bu kız. Ülkemizdeki onlarca oyuncunun önünde tutarım ben Brooklynn'i.Bria Vinaite: Filme 8 puan vermemin sebebi olan aktris. Gerçekten çok daha iyi oynayabilecek bir insan bulabilirlerdi bu film için. Seçmeleri nasıl geçtiğine anlam veremedim pek. Oyunculuğu yüzünden puanımı düşürdüm. Ama filmde onun tipinde birinin olması harikaydı. Oyunculuğu iyi olsaydı harika olabilirdi.
Filmden Kareler
15 Ocak 2018
Bütünleme
Yıla bu şarkıyla başladım buyrun dinleyin okurken.
Soğuk Mutluluk adlı blogun, 2018 yılının ilk gönderisine hoşgeldiniz. Muazzam bir açılış yaptıktan sonra geçtiğimiz aylar ne yaptığımdan bahsedeyim diyeceğim fakat maalesef ve maalesef hiçbir değişiklik yok. Yenilik adına hiçbir şey yok. Ne bir oyun oynadım, ne bir film izledim ne de yeni yerler gezip gördüm. Hayat çok tuhaf ilerlemeyi tercih ediyor bu sıralar. Pek benden yana değil diyelim hayat. Bakalım gelecek nasıl olacak, belki daha çok paylaşım yaparım buralarda. Burası benim güvenli bölgem, biraz iyi hissettiriyor. İyi hissettirmesine karşın boş paylaşımlar yapmak istemediğim için buralara yazasım gelmiyor pek.
Geçtiğimiz yıl her ay izlediğim filmleri sizlerle paylaşacaktım fakat nedense bunu sürdüremedim. Yine Bir Gün Biz Böyle adlı blogun sahibi 1 yıl boyunca her gün yazı yazabildi, kendisini tebrik ediyorum bu büyük başarısından ötürü; fakat nedense ben ayda bir kere bile olsun paylaşım yapamadım. MOMENTOS , Bipolar adında harika bir seriye başlamış şu an 8. bölümünde, takip edebilirsiniz güzel yazmış kendisi. ve son zamanlarda keşfettiğim Her Telden Şef adlı blog sahibi de geçtiğimiz yıl, yani 2017 yılında 132 gönderi paylaşarak harika bir iş başarmış. Sizler gibi olmayı çok isterdim arkadaşlar.
Şimdi aranızdan bazılarınız soracaktır, "yayın başlığını neden 'Bütünleme' yaptın" diye. Aslında cevap çok açık: Finaller bitti ve Büt dertleri başladı, tükenmiş halde girdiğim final sınavlarının ardından canlı bir şekilde bütlere yoğunlaşıyorum. Sanırım gözlerim yavaş yavaş açılmaya başladı bu konuda. Öğrenciler çoğu zaman sınavlara küfür edip dururlar. Bir zamanlar ben de böyleydim elbette, fakat acaba sınava mı küfür ediyorduk yoksa bilmediğimiz yerden sorulduğu için anlamsızca küfürler mi savuruyorduk. cevabı siz de gördünüz elbette. İnsanlar başarısız olduklarında her zaman kendileri dışında suçlayabilecek bir şeyler bulmak isterler. Bir türlü nedense biz öğrenci milleti gerçeği göremeyiz bir türlü. Umarım diğer öğrenci arkadaşlarımın da gözlerindeki perde biraz olsun aralanabilir. Her zaman sisteme, hocalara, sınavlara tepki göstermektense kendilerinin başarısız olduğunu görebilirler umarım. Elbette her zaman olan sizin başarısızlığınız değil. Dünyada bir şeyleri değiştirecek ufacık şeyler var, sizi sınavda başarısız kılabilecek şeyler; ama üzülmeyin, çünkü hayat üniversite sınavlarından ibaret, siz bilgiyi öğrendiğinize inanıyorsanız eğer mutlaka karşınıza çıkacaktır.
Çok gereksiz ve karman çorman bir yazı oldu. Biraz daha çabalayabilirsem olacak bu iş.
Yazıda geçen bloglar takip edebilirsiniz.
03 Eylül 2017
Micro:Bit | Artık Çocuklarınız da Birer Mühendis!
Artık çocuklarımızın basit anahtar devresi ile ampul yakma deneyi devri kapandı. Porgramlanabilir devreler var artık. Programlanabilir devreler eskiden çocukların için uygun değildi biraz ağır dillere sahipti o sistemler. Sanırım bu sebebi göz önünde bulunduran BBC şirketi olaya el atıp, çocuklar için programlanabilir, basit ve üzerinde mini ledler bulunan mikrodenetleyici geliştirdi. Ne oluğunu incelediğim zaman gayet mantıklı ve kullanışlı bir devre olduğunu fark ettim. Benim kodlama sistemini öğrenmem sadece bir dakikamı aldı. Çocuklarımızın analitik ve algoritmik düşünce sistemi konusunda kendilerini şiddetli bir şekilde geliştirebileceği bir devre bu. Benim tavsiyem, çocuğunuz varsa eğer mutlaka bu aletten satın alıp bazı uygulamaları birlikte yapmanız.
Ebeveynler:
Biliyorsunuz gelişim her zaman olduğu gibi şuan da çok önemli. Ne kadar hızlı gelişebilirsek hayatta da o kadar başarılı oluyoruz. Orantı doğru bir şekilde ilerliyor anlayacağınız. Artık siber çağda olduğumuzu da söyleyebileceğim gibi dünyanın da vazgeçilmezlerinin değiştiğini söyleyebilirim. Elektrik ve onun getirdiği Elektronik, hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Çocuklarımızı geleceğe daha iyi hazırlayabilmek için teknolojiden uzak tutmamamız gerektiğini düşünüyorum. Teknoloji derken kastettiğim ellerine tablet veya bilgisayar vermek değil. tablet ve bilgisayarların içinde, çocukları tabii çeken uygulamalar ve videolar mevcut. Tek derdi para olan şirketlerin çocuklarınızın hayatını karartmalarına müsaade etmeyin. Üzülerek söylüyorum ki ellerine tableti verip saçma sapan şeyleri tekrar etmesini izlemek; sizin, çocuğunuza olan en büyük kötülüğünüz oluyor.Çocuklarınızın yüz ifadelerini izleyin:
Çocuklarınız tablet denen illetle uğraşırken onların hareketlerini gözlemleyin. Gözlerindeki boşluğu göreceksiniz, dünyadan tamamen koptuklarını ve hissizleştiklerini göreceksiniz. Aradan geçen zamanla gerçek hayattan soyutlandığını da göreceksiniz. Umarım soyutlandığını göremeden önleminizi alın.
Bu kadar ciddiyet yeterli:
Evet arkadaşlar konuyu birazcık saptırdığımı fark ettim ve konuma tekrar geri dönüş yapayım. Eğer bu aletten satın alırsanız hem siz yeni şeyler öğrenmiş olacaksınız hem de çocuğunuzun bir şeyler üretme isteğini körüklemiş olacaksınız. Çocuğunuz artık bir küçük mucit haline gelecektir zamanlar. Micro:Bit devresi zamanla yetersiz geldiği zaman daha üst seviyelere de geçeceksiniz.Eğer bu devreden satın almak isteyen varsa veya sorusu olan olursa yorum bırakabilirler veya mail adresimden mail gönderebilirler.
Buyrun bir de robotistan.com'un yaptığı videoyu izleyin:
Ağustos Film Güncesi #2017
Günlerin nasıl geçtiğini hiçbir şekilde anlayamıyoruz değil mi. Temmuz ayındaki gönderimi dün göndermişim gibi hissediyorum. Kuralımın dışına çıkmamak için her ay izlemiş olduğum filmleri paylaşmak zorundayım. Bir gün bloguma daha fazla paylaşımlar ekleyeceğim. Omuzlarımdaki yük azaldığı zaman yapacağım bunu.
Bu ay Tim Burton isimli adama takmış durumdayım. Yapıtları gerçekten bana yakın ve samimi gelmekte. Sebebini bilmemekle birlikte hangi filmin yapımında yer aldıysa izlemek istiyorum.
Bakalım neler izlemişim bu ay:


Bu ay Tim Burton isimli adama takmış durumdayım. Yapıtları gerçekten bana yakın ve samimi gelmekte. Sebebini bilmemekle birlikte hangi filmin yapımında yer aldıysa izlemek istiyorum.
Bakalım neler izlemişim bu ay:


27 Temmuz 2017
Temmuz Film Güncesi #2017
Herkese merhabalar. Her ay izleyip beğendiğim filmleri sizlerle paylaşma kararı almıştım geçen ay. Blogda çok az paylaşım yapıyorum. En azından ayda bir (en az) paylaşım yapayım dedim kendime. Blog başı boş bırakılmamalı değil mi?
Bugünkü paylaştığım filmler genelde dram ağırlıklı. Aslında genelde demeyelim ona, tamamen dram filmlerinden oluşuyor
Bugünkü paylaştığım filmler genelde dram ağırlıklı. Aslında genelde demeyelim ona, tamamen dram filmlerinden oluşuyor
22 Haziran 2017
Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar?
Merhabalar
değerli okurlar. Bu yazımızda çok güzel bir ütopyaya gidiyoruz, Patronus’ların, Expelliarmus’ların olduğu ütopyaya gidiyoruz. Bu yayın benim için önemli çünkü Son
zamanlarda Harry Potter evreni gerçekten bağımlılık haline gelen bir ütopya
oldu benim için.
Çocukken
izleyip bıraktığım ve yaklaşık 1 ay önce filmin tekrar aklıma gelmesiyle
nüksetti her şey. Finallere çalışmaktı, iş yapmaktı beni tamamen toplumsal
yapıdan uzaklaştırılmış bir halde aklıma geldi Harry Potter. İzleyeyim dedim
madem,”Çocukken çok severdim, o kadar seri çıkarttılar öküzlük yapıp izlemedim!”
dedim kendi kendime. Kendi kendime de konuştuktan sonra kitabı defteri bir
kenara koyup, serinin “Harry Potter ve Felsefe Taşı” isimli ilk bölümünüm açtım
ve izlemeye başladım. Çocukken izlemiş olduğum bir film olduğundan; Harry, Ron
ve Hermonie üçlüsünü bir arkadaş olarak benimsemiştim filmin başında. Bu durum
beni filme çok daha yakınlaştırdı. Felsefe Taşı’nı baştan sona kadar Keyifle
izledim. Bayılmıştım filme, Harry Potter’ın diğer serilerini de merak ettiğim
için hemen “Sırlar odası” adlı filmini de açtım; fakat birden beynim tarafından
bana karşı bir ses geldi:
“Levent!
Yapmamalısın. Bu kadar keyif aldığın bir filmi bir güne yaymak mı iyidir yoksa
kocaman Ay’a yaymak mı?” dedi beyin. Şaşırmıştım:
“Bir Ay mı? Dalga mı geçiyorsun sen benimle?
Bu filmi bir Aya yayarsam eğer, bir sonraki filmi düşünerek kanser olurum ben.
O kadar sınavın, işin içinde yapamam bunu! Pazarlık yapalım bence” dedim biraz
öfkeli ve biraz şaşkın halimle. Beyin’in bu tepkime karşılık biraz daha sert
davranacağını düşünmüştüm fakat Çok sıkıntılar çekmiş olduğumu bildiği için
bana müthiş bir iyilik yapıp:
“Tamam, o
zaman, senin için bu Harry Potter serilerini izleme süresini minimum 1 haftaya
indiriyorum. Ama sadece bu film için! Bu tek seferlik bir iyi niyet sadece!”
dedi. Ardından ekledim:
“Teşekkür ederim
aziz dostum!” Beyin artık komut vermeyi kesmişti.
Beyin
ile aramda geçen diyalog bundan ibaretti işte. Benim serüvenim bu şekilde
başlamış oldu. Bu film serisine başladığım için o kadar mutluyum ve bu filmi
daha önce izlemediğim için o kadar kızıyorum ki kendime.
Harry
Potter serilerini izlerken farklı mood’lara büründüm. Çeşit çeşit hem de. Film
serisinin her saniyesinden ayrı bir zevk aldım diyebilirim. Zaten film serisi
bittikten sonraki günlerde Harry Potter evrenini araştırmaya koyuldum. Geçmişte
neler oldu, şu kimdir, bu kimdir, Harry potter bilinmeyenleri, falandı filandı
hepsini araştırmaya başladım. İşte bu araştırmalar sırasında bir şey
hatırladım. Harry Potter evreni içinde olan yeni bir film çıkmıştı. Bu
anımsadığım şey de bizi şu an yazdığım yazıya getiriyor işte arkadaşlar.
Yepyeni
bir film var karşımızda (Benim için) Fantastik
Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar? Orijinal ismi ile: Fantastic Beasts and Where to Find Them
Bu film, Harry Potter
evreninde 1920' yıllarında geçiyor yani Harry potter karakterlerinin doğumundan
çok öncesini anlatıyor. Hatta Voldemort’un 4-5 yaşlarında olduğu zamanlarda
geçiyor; fakat bu filmin ne Harry ile ne de Voldemort ile bir ilgisi var.
Sadece o evrende Newt isimli, yetenekli bir Canavarsever’in başından geçenleri
anlatıyor ve bu sefer Amerika’dayız. Biliyorum İngiltere’de olmaya çok
alışmıştık fakat J.K. Rowling ablamız ortam değişikliği yapıp New York’a
götürdü bizi öpüp başımıza koyalım bence… New York, İngiltere’ye benzemiyor
büyücüler âleminde. Mesela Orada Muggle’lar Büyüdışı ismiyle anılıyorlar.
Oralarda (New York’ta) bir Muggle “Büyüdışı” ile arkadaşlık kurmak veya sevgili
olmak bir suçtur. Çünkü zamanında insanlardan çok çekmişler. Büyücü oldukları
için katledilmişler. Bizim gariban büyücülerimizde mecburiyetten büyücü güçlerini
saklamaya başlamışlar ve Muggle’larla iletişimi tamamen kesmişler. İşte bu
durum bizi tam da filmin konusuna götürüyor açıkçası. Bu sebepten ötürü çok
deşmeyeceğim bu konuyu.
Film
gerçekten kaliteli bir yapıya sahip olduğu kanısındayım. Gerek hikâyesi olsun
gerek ortamlar olsun iyi bir iş çıkartmışlar. Asla Hogwarts’ın yerini tutamaz,
yanından bile geçemez fakat sıradan bir film için gayet iyi bir yapıda. Hikâyesi
bir konuda gerçekten ilgi çekici geldi bana. Sanırım bu ilgi çekici gelmesinin
sebebi Newt karakterinin anımsattığı başka bir karakter oldu. Newt karakteri
biraz olsun bana Hagrid’i hatırlattı (Hagrid’i tanırsınız) Hagrid ile ortak
yanları var, ikisi de canavarları (beast) çok seviyor ve onları korumaya çalışıyor.
Hagrid abimizi anımsattığı için filmin başlarında Newt karakteri benden iyi bir
not aldı diyebilirim. Hayatını canavarları korumaya adamış bir başrol var
karşımızda. Onları insanlardan koruyup, besleyen, nesillerini sürdürmelerini
sağlayan koca yürekli bir başrol…
20 Haziran 2017
Haziran Film Güncesi #2017
Merhabalar değerli okurlar. Bugünkü yayınımda bu ay izlediğim filmlerden bahsediyorum. Burada gösterdiğim filmler tavsiye ettiğim filmlerdir. İzlediğim filmlerin hepsini değil de tavsiye ettiklerimi ekliyorum bu yayına.
Sanırım bu ay dram türüne biraz fazla yöneldim. Eskiden çok izlemezdim ve sebebini bilmiyorum. Dram türünden başka bir türde film izlemek içimden gelmiyor. Arkadaşlarım ısrar ederse sinemada başka bir türe gidiyorum; fakat evde yalnız başıma izleyeceksem, dram olmalı o film.
Finallerdi falandı derken bu kadarcık film izleyebilmişim. Her ay beğendiğim filmleri sizlerle paylaşacağım. Böyle bir seri başlatmak istemiştim. Umarım film yorumlarını da yapabilecek zamanım olabilir.






Sanırım bu ay dram türüne biraz fazla yöneldim. Eskiden çok izlemezdim ve sebebini bilmiyorum. Dram türünden başka bir türde film izlemek içimden gelmiyor. Arkadaşlarım ısrar ederse sinemada başka bir türe gidiyorum; fakat evde yalnız başıma izleyeceksem, dram olmalı o film.
Finallerdi falandı derken bu kadarcık film izleyebilmişim. Her ay beğendiğim filmleri sizlerle paylaşacağım. Böyle bir seri başlatmak istemiştim. Umarım film yorumlarını da yapabilecek zamanım olabilir.






Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
İmkansız Coğrafyalar
Son zamanlarda okumuş olduğum ve beni gerçekten derinden etkilemeyi başaran bir kitap oldu. Çok sevdiğim ve saydığım gazeteci olan Coş...
-
Hayatımda ilk defa bir ders videosu çekmiş olmanın mutluluğuyla yazıyorum satırları. İlk videomda burun çekmesiyle tamamlamışım cümle...
-
Herkese merhabalar değerli okurlar. Son zamanlarda sosyal medyada, izlediğim video ve filmlerde gördüğüm ve halka sadece bir yönden bakmay...
-
Merhabalar değerli okurlar. Bu yazımızda çok güzel bir ütopyaya gidiyoruz, Patronus’ların, Expelliarmus’lar...


























