13 Ağustos 2020

Bilinçsiz Sosyal Ağ

    Merhabalar değerli okurlar, gün geçtikçe sakalım uzamaya başladı. Kökü bende tabii ki uzayacak fakat sakalın uzaması demek boşa geçen bolca zaman ve harcanmakta olan bir hayat demek. Yaz geldi, aslında geldi demek doğru olmaz çünkü ağustos'u yarılamak üzereyiz; fakat ben halen yerimde saymaktayım. Zamanın en büyük hastalığına yakalanmış sayıyorum artık kendimi: Tembellik...

    Evlerde oturarak her bir işimizi halledebildiğimiz bir çağa geçiş yapmaktayız hızla. Artık köşedeki markete gidemez olduk, yemek yemeye gidelim yerine söyle kapına gelsin muhabbeti başladı. Haliyle de günlük hayat distopya kurgularındaki gibi olmaya başladı. Yine bu tip sıradan bir gün dışarı çıkmaya karar verdim kitap almak için. Kendi kendime karar verdim o gün bari dedim kitabı telefondan okumayayım gidip alayım. Öyle de yapmak adına düştüm yola. Dolmuşa binildi ve indikten sonra 10 dakikalık bir yürüyüş başlamış oldu. O sırada görmüş olduğum bir yazı dikkatimi çekti. Yolda yürürken Hacıkızı'nın(lahmacuncu) bir kampanyasına ilişti gözüm. Kampanyanın başlığında "Evde yemek yapmanıza gerek yok" yazıyordu. Bunu gördüğüm an biraz tuhaf hissettim, düşündürdü beni yolumda yürürken. Lanet bir şekilde de huzurumu bozmuştu bu yazı. Tabii ki biliyordum şirketlerin paradan başka hiçbir şeyi umursadığını ama yine de tuhaf hissetmiş bulundum işte. İnsanlığın geldiği hale dönüşmesi bir film şeridi gibi geçti aklımdan. Gün geçtikçe insanoğlu daha da tembelleşmekte. Artık insanlar da birbirini kullanmaya başladı tabii ki, yani kılını kıpırdatmadan keyfinin olmasını beklemekte. Hal böyle olunca da düşünüyorum böyle bir yaşam modeli istiyor muyum diye. Elbette isteyecek bir sürü insan olacaktır. İsteyecek olanlara tabii ki bir şey demiyorum. Herkes kendi hayatını yaşar.

    Dev şirketler... Daha fazla para kazanmak için insanların hayatlarına girmeyi ve insanları kandırarak insanların duygularıyla oynamayı kendilerine hak görüyorlar. Şimdi oradan insanların kafası yok mu da böyle şeylere kanıyorlar diye. Tabii ki herkesin aklı var fakat bu aklı sizin yönettiğiniz de şüpheli. O yüzden reklamlar insanları etkileyebilecek tipte yapılmaktadır. Yani ister istemez sizler de bu oyunun bir parçası oluyorsunuz. Tavsiye vermekten nefret ediyorum ama hiçbir şekilde şirketlere güvenmeyin. Aslında şirketleri yöneten de insanlar. İnsanlara da güvenmemek gerek. Hayat bir savaş sahası ve bu savaş sahası çok kanlı bir yer.

Kafamda bir sürü düşünce olduğundan pek spesifik yaklaşamadım konuya. Çorba gibi, sonucu olmayan bir deneme yazmayı başardım. Buraya kadar okuduysan teşekkürler seviyorum seni.

fat humans

2 yorum:

  1. Atalet günümüzün belki de en büyük hastalıklarından bir tanesi. Sonuçları da çok çok ağır oluyor ancak kimse bu konuyu derinlemesine düşünmüyor maalesef. Hacıkızı ve diğerleri de bu ataletseverliği kullanarak reklamlar döndürmeye başlıyor böylece...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle sonuçları daha ağır oluyor; fakat bununla ciddi anlamda beslenen insanlar olmaya devam ettikçe herhangi bir son gelmiyor. Her zaman insanlar ne istiyorsa ona göre hareket eden ortam mevcut. Toplumun sonunu merak ediyorum açıkçası. Teşekkürler yorum için.

      Sil

İnsanın Elinden Kayan Yaşamı

      Selamlar değerli okurlar. Buralara uğramayalı yaklaşık bir yıl oldu. Keyifle yazdığım blogum, iş hayatıma yoğunlaşmamla birlikte diğer...